Zekatta nisab miktarı nedir?

Havâic-i asliyesinden (zarurî ihtiyaçlarından) ve borcundan fazla 96 gr. (bazı kavilde 80 gr.) altını veya bu kıymette parası veya malı veya tahsili kaabil alacağı olan Müslüman, bu mala bir sene sahib olması halinde, maldan nâmî olanların (çoğalabilenlerin) kırkta birini zekât olarak vermesi farzdır.

Şu halde borç miktarını düşüp kalan kısmının zekâtını verir.

* Sene başında zekât nisâbına sahip olan kimse, malın sene sonundaki kıymeti üzerinden zekât verir. Sene boyunca malın artıp eksilmesi zekât hesabına tesir etmez. Ancak, yıl içinde mâlî durumu nisâb altına düşerse zekât lâzım gelmez. (Dürer S. 182 – İbn-i Âbidîn C.2 s. 302)

Zekat nedir?

A.C.: (Habibim) Onların mallarından sadaka (zekât) al ki, bununla kendilerini (günahlardan) temizlemiş, iyi amellerini bereketlendirmiş olasın... (S. Teğabün 103)

H.Ş.: Malının zekâtını veren, şerrini defeder (heder olmaktan korur); bereketi elde eder, (her iyiliğe ulaşır). (Râmuz 2674-5)

Zekât, malla alâkalı bir ibâdettir. Senede bir defa verilir.

Zekât maddî ve mânevî temizliğe sebeptir. Zekâtı verilmeyen malın tamâmı haramdır. Haram ise ibâdet zevkine mânî olur. Haramla beslenen insan, kendisine gayri meşrû yol arar.

Zekat veren açısından zekatın önemi nedir?

* Zekât ferdi, maddeperestlikten korur. İnsandaki ihtiras zincirini kırar. Kalbin katılaşmasını ve nefsin azgınlaşmasını önler.

* Zekât halka şefkatin anahtarıdır.

* Zekât malı ebedîleştirir. Allah rızası yolunda âmme menfaatine harcanan mal, zâyi olmaz, ebedîleşir.

* Zekât ruh ve beden arasında bir denge sağlar.

Zekat vermeyenin cezası var mıdır?

Çok ağır mânevi müeyyideler vardır. Yüce Allah zekâtını vermeyenlerin kıyâmette çok büyük azabla karşılaşacağını haber vermektedir:

"Kıyâmet gününde stok edilen altın ile gümüşün üzerleri Cehennem ateşinden kızdırılacak da bu mal biriktirenlerin alınları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denilecek: İşte bu, (zekâtını vermeyip) stok etiğiniz paralar... Ve stok ettiklerinizin cezasını çekin." (et-Tevbe, 34).

Âyet-i kerîmede zikri geçen stok, zekâtı ödenmeyen paralara şâmildir.

Başka bir âyet-i kerîmede de şöyle buyurulur:

"Allah'ın fazlından verdiklerini kullarından esirgeyenler için omalın hayır olduğunu zannetme. Belki o mal, onlar için şerdir. Kıyâmet gününde fakirlerden esirgedikleri o mal, onların boyunlarına halka yapılacaktır." (Âl-i İmrân, 180).

Zekat vermek fakirlere yardım etmek midir?

Zekât, zengin müslümanların fakir müslümanlara yaptıkları bir iâne, yardım ve sadaka değildir. Zekât doğrudan doğruya fakirin, zenginin malında olan bir hakkıdır. Kur'an-ı Kerîm'de bu husus şu şekilde belirtilmiştir:

"Mü'minlerin mallarında dilencinin ve dilenmeyen fakirin bir hakkı vardır." (ez-Zâriyât, 19).

Zengin, fakirin bu hakkını ödemek mecburiyetindedir. Zekâtı ödenmemiş bir mal, temiz ve helâl olmaktan çıkar; içinde gasbedilmiş, sahibine verilmemiş bir hak bulunan gayr-i meşrû' bir servet hâlini alır. Ne zaman ki malın zekâtı ödenir, o zaman mal temizlenmiş, gayr-ı meşrûluktan kurtulmuş olur. Resûlüllah Efendimiz bu hususu "Malınızı zekâtla temizleyin" buyurarak beyan etmişlerdir...

Unutulan Bir Farz Ziraat Ürünlerinin Zekatı: Öşür

Allahu Tealâ, şu ayetlerle ziraat ürünlerinden zekat verilmesini kullarından istemiştir:

“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin (hayra harcayın). Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye layıktır.”1

Ayette geçen “infak edin” kısmından maksadın, zekat anlamını da içinde bulunduran sadaka manasında olduğu, ittifakla kabul edilmiştir.2

“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O’dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.”3

Helal Kazanç

Bütün ibadetlerin kabul olması helal lokmaya bağlıdır. Rasulullah (A.S.) Efendimiz: “Allah temizdir; ancak temiz olanları kabul eder, semaya ancak salih amel yükselir.” (Müslim, Tirmizî) buyurmuştur. Bunun için yediğimiz gıdanın helal olması gerektiği gibi, verdiğimiz zekat, hayır ve sadakanın da helal ve temiz maldan olması gerekmektedir.

Malını ve rızkını helalinden kazanmak her müslümana farzdır. Bunun için, meşgul olduğu mesleğe ve işe haram karıştırmamak da farzdır. Hepsinden evvel, bir işe veya ticarete girecek bir mü’minin, o iş ve ticaretle ilgili dini hükümleri öğrenmesi farzdır. Bu öyle bir mühim konudur ki, haram mal, her türlü ibadeti etkilemektedir. Öyle ki, midesinde haram gıda, üzerinde haram eşya bulunan bir insanın kıldığı namaz, yaptığı zikir, gittiği hac, verdiği sadaka ve duası hiç bir fayda vermeyecektir. Bu konunun önemini Hz. Rasulullah (A.S.) şöyle belirtmiştir:

“Helali aramak, her müslümana farzdır.” (Tabaranî, Beyhakî)

Henüz Vakit Varken

Biz müminiz elhamdülillah. Hayatla da barışığız, ölümle de. Biliriz ki hayata ve ölüme dair hazırlıklar var. Bizim işimiz, gücümüz yettiğince hazırlıklarımızı tamam etmek. Bir de Cenab-ı Mevlâmız’dan sakınarak rahmetinden ümitvar olmak.

Ölüm, hayatta olmanın tabii sonucudur ama bir türlü kendimize yakıştıramayız. Bizim sıramızın çok sonra geleceğini düşünürüz. Bununla beraber, ansızın karşımıza çıkabileceğinden de inceden inceye endişe ederiz. Biliriz ki hiç kimse ölümden yakasını kurtaramaz.
Aslında hayatımız boyunca ölümle yüz yüze yaşarız. Birbirini kollayan iki güreşçi gibi. Bazen şiddetli darbelerle ümidimizi bitirir, bazen de kıl payı yakamızı kurtarırız ondan. Ama bu güreşin bir gün, bir şekilde biteceğinden hiç birimizin şüphesi yoktur.

Allah'ın sana ayırdığına razı ol, insanların en zengini olursun!

Kanaat, Müslümanlara verilmiş huzur ve mutluluk formülüdür. Nice insanlar vardır ki malları çoktur ama kanaat ve şükür gibi manevî duygulardan mahrum oldukları için sürekli bir doyumsuzluk içinde yaşamaktadır.

Ölüp gidince de arkalarında "paylaşılamayan", ya da "har vurulup harman savrulan" bir servet bırakırlar. Mal zengini olarak yaşarken, amel ve sevap fakiri olarak ölürler.

Rivâyete göre Hz. Mûsâ, Allahü Teâlâ'dan:

- Hangi kulun daha zengindir? diye istifsarda bulundu. Allahu Teâlâ:

- Verdiğime en çok kanaat eden, buyurdu (Gazzâlî, İhyâ, 3/529).

Fitre ve Zekat

Fitre ve Zekat

İçeriği paylaş